Türkiye’de kadın olmak; yalnızca eşitsizlikle değil, çoğu zaman yaşamla ölüm arasına sıkıştırılmış bir gerçeklikle yüz yüze kalmak demek. Kadın cinayetleri, cezasızlık politikaları, güvencesiz çalışma, yoksulluk ve bakım emeğinin sistematik biçimde kadınların omuzlarına yüklenmesi, bugün kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit eden bir tabloya dönüşmüş durumda.
İşte tam da bu nedenle, 10 Ocak’ta Ankara Tandoğan Meydanı’nda yapılacak Kadın Mitingi, sıradan bir miting değil; kadınların yaşam hakkına sahip çıkma iradesinin güçlü bir ifadesi olacak.
Bu miting; sendikaların, meslek odalarının, kadın örgütlerinin, feminist hareketlerin ve bağımsız kadınların ortak çağrısıyla örgütleniyor. KESK’ten TTB’ye, TMMOB’dan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’na kadar birçok bileşenin bir araya gelmesi, kadın mücadelesinin parçalı değil, birleşik ve örgütlü yürütülmesi gerektiğinin açık göstergesi.
Peki neden katılmalıyız?
Çünkü bugün kadınların yaşam hakkı sistematik biçimde ihlal ediliyor. Kadına yönelik şiddet “önlenemeyen” değil, önlenmek istenmeyen bir sorun haline getirilmiş durumda. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, 6284 sayılı yasanın etkin uygulanmaması ve cezasızlığın olağanlaştırılması, şiddeti besleyen bir iklim yaratıyor. Bu miting, “alışmayacağız” demenin adıdır.
Çünkü kadın yoksulluğu derinleşiyor. Kadınlar güvencesiz, esnek ve düşük ücretli işlere mahkum edilirken; bakım emeği ücretsiz ve görünmez kılınıyor. Kreş, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerinin kamusal bir hak olmaktan çıkarılması, kadınları ya işten ya hayattan vazgeçmeye zorluyor. Kadın yoksulluğu, yalnızca ekonomik değil; sosyal ve siyasal bir eşitsizlik meselesidir. Bu miting, eşit ve güvenceli çalışma hakkı talebinin yüksek sesle dile getirileceği bir alandır.
Laiklik olmadan kadın özgürlüğü olmaz. Kadını yalnızca aile içinde tanımlayan, bedenine ve yaşamına dair kararları siyasetin konusu haline getiren anlayış; kadınları kamusal alandan dışlamanın en etkili aracıdır. 10 Ocak’ta yükselen ses, aynı zamanda laik, eşit ve özgür bir yaşam talebidir.
Ben bu mitinge; Anadolu Kalkınma Kooperatifi ve Umut Gençlikte Derneği Başkanı olarak değil yalnızca, her şeyden önce kadınların yaşam haklarını savunan bir yurttaş olarak katılacağım. Yıllardır kadın emeğini güçlendirmek, kadınların ekonomik ve sosyal hayatta görünür olmasını sağlamak için çalışan biri olarak biliyorum ki; kadınların güçlenmesi bireysel çabalarla değil, örgütlü mücadeleyle mümkündür.
10 Ocak, bir son değil; yeni bir başlangıçtır. Bu miting, itirazın ötesinde, kalıcı bir mücadele hattının kurulması için önemli bir eşiktir. Kadınların yaşam hakkını savunmak, yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının sorumluluğudur.
Daha fazla eksilmemek, daha fazla yoksullaşmamak ve daha fazla susmamak için;
10 Ocak’ta saat 12.00’de Tandoğan Meydanı’nda yan yana olalım.
Yorumlar
Kalan Karakter: