Maaş Zamları ve "Evcil" Enflasyon Rutini
Maaş zamları yaklaşınca enflasyonun aniden terbiye edilmesi artık tesadüf değil, rutin. Yıl boyu vatandaşı ezen hayat pahalılığı, zam hesabına gelince buharlaşıyor. İktidar bu numarayı o kadar sık tekrarladı ki, artık kimse şaşırmıyor. Maaşlar “resmî enflasyona” göre artıyor, gerçek enflasyon ise mutfakta kaldığı yerden devam ediyor. Bu bir ekonomik başarı değil, bilinçli bir fakirleştirme politikasıdır.
Tabana Yayılmayan Büyüme, Gelmeyen Refah
Ekonomi büyüyor diyorlar. Evet, büyüyor — ama sadece yukarı doğru. Büyümeden pay alanlar belli, bedel ödeyenler de. Refah tabana yayılacak denmişti; tabanı oluşturan vatandaş yıllardır otobüsün hiç bir zaman uğramadığı ve uğraması olanaksız bir durakta bekliyor. Bu büyüme vatandaşa, onun sofrasına değil sadece istatistiklere, sunumlara giriyor.
Gençlik ve İşsizlik: Başarı Hikâyesi mi, İnkâr mı?
İşsizlik rakamlarıyla övünen iktidar, gençlere “sabırlı olun” demekten başka bir şey söyleyemiyor. Diplomalar değersizleşiyor, emek ucuzluyor, geçim pahalılaşıyor. Rakamlar artıyor olabilir ama insanlar çalıştıkça daha az geçinebiliyor. Bu tabloyu hâlâ “başarı hikâyesi” diye anlatmak ya ciddiyetsizliktir ya da halka açık bir inkâr hâlidir.
Fatura Hep Aynı Adrese Kesiliyor
Ortada açık bir gerçek var: Bu ülkede ekonomi düzeltilmiyor, idare ediliyor; kriz çözülmüyor, erteleniyor; fatura adil paylaşılmıyor, hep aynı kesime kesiliyor. İktidar rakamlara makyaj yaparak parlatıyor olabilir ama vatandaşın hayatı batakta. Ve kim ne derse desin, bu tabloya “istikrar” demek, artık sadece kelimeleri değil, aklı da zorlamaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: