Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyetini Savunuyoruz
Ramazan ayı yaklaşırken, ATV'de yayınlanan Aynı Yağmur Altında dizisinde seküler bir aile
muhafazakâr Müslüman bir aileye akşam yemeğinde domuz eti ikram etti.
Bunun amacının iyi niyetli olduğu düşünülebilir mi?
Bu ülkede seküler aileler domuz eti mi yiyor.
Bu seküler aileler, kendi yemedikleri domuzu muhafazakar bir misafire yedirecek kadar hadsizler mi?
Zaten her söze başlayan "Biz Müslümanlar" diye söze başlıyor.
Sanki onların dışındakiler müslüman değil.
İktidar kendi oy potansiyelini, tabanını konsolide etmek, kendisini terk eden seçmenin muhalefet saflarını geçmesini engellemek için yıllardır dini, islamı, müslümanlığı kullanıyor.
Yıllarca baş örtüsü diye turbanı sömürdüler.
Yetmedi alkolü, içkiyi kullandılar.
O da yetmedi şimdi de işi domuz etine kadar vardırdılar.
İktidara yakın gazeteler ve yazarlarda her haberde, her köşe yazısında, televizyonlarda konuşmalarında söze biz müslümanlar, bizim hassasiyetimiz diye söze başlıyorlar.
Bu ülkede onlardan başka müslüman yok mu? Muhalefete oy verenler müslüman değil mi?
Ayrıca onlar kim ki kimin müslüman kimin değil olduğuna karar verecekler.
Bu ülke yıllarca sağ sol kutuplaşmasında çok acılar çekti.
Alevi-sunni ayrımında çok acılar çekti.
Pkk yıllarca terör estirdi ama Kürt-Türk kavgası yaşamadık ama özellikle dini kutuplaşmaların acı sonuçlarını başta Sivas olmak üzere unutmamak lazım.
İktidar toplumdaki fay hatlarının üzerinde siyaset yapmayı marifet sayıyor ama sonucunda bedeli ve acıları toplum yaşıyor.
Ramazan dolasıyla toplumda dini hassasiyetler arttıyor. Bunu fırsat bilen iktidar ve yalakası çevreler her konuyu sömürmek için üzerinde tepiniyor.
Bazen iş o kadar abartıyorlar ki, iki kadın kavga etse biri kapalı(türbanlı) ise kavga nedeni önemli değil "Türbanlı bacımıza" şunu dedi diye haber yapıyorlar.
Laikliği Birlikte Savunuyoruz bildirisini de aynı şekilde sanki islam karşıtı bir bildiriymiş gibi üzerinde tepiniyorlar.
İmzacıları ifadeye çağırdılar belki de tutuklayıp yargılayacaklar.
Türkiye Cumhuriyeti anayasaya göre laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir.
Bu ülkede laikliği savunmak suç değildir aksine her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının görevidir.
Laikliği savunanlar, demokrasiyi de savunuyor, hukuk devletini de savunuyor, sosyal adaleti de savunuyor.
Hani derlerya insan sağlığın değerini kaybedince öğreniyor diye.
Laikliği değerini de kaybedince öğreniriz.
Bu gün laikliğe düşman kesilenler, laikliği değerini kaybedince öğrenirler.
Bu gün kızlarımız okuyabiliyor hatta başörtüsü için eylemler yapabiliyorsa, Türkiye Cumhuriyetini laiklik ilkesi sayesindedir.
Şeriatla yönetilen ülkelerde kızların değil başörtüsü hakkı için eylem yapmak okula bile gidemiyorlar.
Bu gün her islam ülkesinde insanlar özgürlük için Türkiyeye geliyorsa bunun nedeni Türkiyenin laik bir ülke olmasıdır.
Her yıl milyonlarca turist tatil için ülkemize geliyorsa, ne kadar örselense de ülkemizin laik bir ülke olmasındandır.
Ülkede laikliğe karşı çıkıp şeriat isteyenler bile özgürlüklerini Türkiyede yaşıyor.
Ülkelerinde şeriat uygulanan islam ülkelerinde insanlar nefes alabilmek için Türkiyeye geliyor.
Unutmayalım; Yıllardır laiklik karşıtı merkez olan tarikatların varisleri miras bölüşümünde şeriatı değil laik cumhuriyetin medeni kanuna sığındılar.
Laik Türkiyeyi hep eleştiren Erbakanın kızları miras bölüşümünde şeriat kurallarına değil laik cumhuriyetin miras hukukuna sığındılar.
Bu iktidar yıllardır Türkiye Cumhuriyetinin laiklik ilkesiyle sorunu olanlarla beraber yürüyor.
Bazı bakanlıkların adları tarikatlar isimleriyle anılır oldu.
Eğitim kurumlarında tarikat, cemaate ve laiklik karşıtı dernek ve vakıflar cirit atıyor.
Milli Eğitim Bakanı bu şeriatçı cemaat, tarikat ve örgütleri "Sivil Toplum Örgütü" olarak gördüğünü ve işbirliği yapmakta sakınca görmediğini açık açık söyledi.
Tarikat, Cemaatlerin kurduğu medreselerde yasak olmasına rağmen yüz binlerce çocuk eğitim görüyor.
Sosyal medyada, televizyonlarda başına sarık geçiren bir sürü kişi, din adamı kisvesi altında yalan yanlış fetvalar verir oldu.
Hatta bu cemaat ve topluluklar karşı çıkıyor diye bir sürü sanatçının konserleri ve gösterileri iptal ediliyor.
İktidar laikliği savunanları suçlayıp , ifade için mahkemelere çağırıyor.
Bu haval ve şerait altında laiklik bildirisi yayınlayanların uyarı , korku ve endişeleri haklı değil mi?
Kamer Genç'in Fetö konusunda Meclis'te AKP sıralarına haykırışını unutmayın.
"Bu Fethullah Gülen başınıza bela olacak."
O iktidarı fetö konusunda uyarırken ona da mecliste ceza verilmişti.
İktidarınızı bir dönem daha uzatabilmek için laikliği savunanları ve muhalefeti şeytanlatırmaya çalışmak, ülkenin bekası için büyük fay kırıklarına neden olacaktır.
Olay 15 Temmuz gibi bir tarikatın kalkışması değil, kendisini islamın savunucusu sanan bir grup serserinin şeytanlaştırmaya çalıştıklarınıza neler yapabileceğini Sivas’ta cayır cayır yaktığını da unutmayınız.
Toplumun yarışını şeytanlaştırırken, ki sadece din üzerinden değil muhalefet belediyelerini ve ana muhalefet partisini , seçmenini dinsiz, imansız, hırsız vb. terörize derken; iktidarın iç barış , iç cephe, milli birlik sözleri ne kadar inandırıcı ve samimi olabilir.
İç cepheyi güçlendirmek, terörsüz Türkiye, tüm seçimlerde Cumhur İttifakının yanında yer alan Abdullah Öcalan’ı kurucu önder yapıp, kürt seçmenin oylarını alarak iktidarlarını uzatma hesapları herhalde.
Türkiye Cumhuriyeti anayasaya göre laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir.
Bu ilkeleri hep birlikte savunalım ve sahip çıkalım.
Yorumlar
Kalan Karakter: