Bulut, gazeteciliğin iktidarın hoşuna gitmeyen gerçekleri yazmanın bedelini ödemek haline geldiği bir ortamda, 10 Ocak'ın ancak bir hatırlatma ve uyarı niteliği taşıdığını ifade etti.
RTÜK: Anayasal Kurumdan İktidar Sopasına
Türkiye’de medyanın büyük ölçüde tek sesli hale getirildiğini savunan Bulut, RTÜK’ün bağımsızlığını tamamen yitirdiğini belirtti. Kurumun, iktidara yakın kanallardaki ihlalleri görmezden gelirken, eleştirel yayın yapan televizyonlara karşı ekran karartma ve ağır para cezalarıyla bir "sopa" görevi gördüğünü dile getirdi.
Yerel Basına "Ekonomik İnfaz" Girişimi
Basın İlan Kurumu (BİK) eliyle uygulanan ilan kesme cezalarına dikkat çeken Bulut, bu uygulamaların yerel basını ekonomik olarak boğduğunu ifade etti. Resmî ilanların bir "hizaya sokma" aracına dönüştürülmesini eleştiren Bulut, bu durumun hem kurumları hem de çalışanların ekmeğini tehdit ettiğinin altını çizdi.
Akreditasyon ve Basın Kartı Kısıtlamaları
İletişim Başkanlığı’nın politikalarını da eleştiren Bulut, basın kartının bir lütuf veya ödül değil, mesleki bir hak olduğunu hatırlattı. Bugün bu hakkın, iktidara yakınlık kriterine göre dağıtılarak basın özgürlüğünün zedelendiğini savundu.
Haberin Makası: Sansürden Otosansüre
Baskı ortamının gazetecileri "Bu haber başıma iş açar mı?" diye düşünmeye sevk ettiğini belirten Bulut, sansürün artık otosansür yoluyla işlediğini söyledi. Dava tehditleri ve işten atılma korkusu nedeniyle haberlerin henüz yazılmadan makaslandığına vurgu yaptı.
Güvencesiz Çalışma ve Sosyal Hak Kayıpları
Gazetecilerin düşük ücretler ve sendikasızlaştırma gibi ekonomik zorluklarla da mücadele ettiğini belirten Bulut, bu tablonun demokratik bir toplum için büyük bir sorun olduğunu ifade etti. Bulut, gazetecilerin soru sorduğu için cezalandırılmadığı bir ülke kurulana dek mücadelenin süreceğini belirterek tüm basın emekçilerinin gününü kutladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: