26 Ağustos 1922 sabahı, saat 05.30’da topçu ateşiyle başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle tamamlanır.
Halide Edip (Adıvar) Hanım İstiklal Savaşı Hatıraları’nı topladığı “Türk’ün Ateşle İmtihanı” adlı eserinde, muharebenin 30 Ağustos sonrasındaki yönelimini “Asker alayları tıkanık bir boğazdan fırlayan bir cereyan halinde, kurtaracakları şehre bir tufan gibi gireceklerdi” cümlesiyle betimler.
Ordumuz, Halide Edip Hanım’ı doğrularcasına bir tufan gibi 1 Eylül’de Uşak’a girecektir. Milli Mücadelemizin Başkomutanı Mustafa Kemal’in, 1 Eylül 1922 tarihli isteği üzerine ilerlemesine devam eden ordumuz, 9 Eylül’de İzmir’e ulaşır.
SİVİL RUHUN GÖSTERGESİ
“İstek” diyorum, çünkü Mustafa Kemal, Garp (Batı) Cephesi Kumandanlığı’na ordumuzdan beklentisini, “Orduya hitaben yazdığım beyanname ekte takdim edilmiştir. Bunun bütün Garp Cephesi’ndeki kıtalara duyurulmasını ve zabitan vasıtasıyla efrada (erlere) dahi okunmasının sağlanmasını rica ederim” ifadesini içeren bir üst yazıyla iletir. Mustafa Kemal, ekteki beyannamesine de “Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları” hitabıyla başlamakta ve şöyle devam etmektedir:
“...Afyonkarahisar, Dumlupınar büyük meydan muharebesinde zalim ve mağrur bir ordunun anasır-ı asliyesini (temel unsurlarını) inanılmayacak kadar az bir zamanda imha ettiniz. Büyük ve necip milletimizin fedakârlıklarına layık olduğunuzu ispat ediyorsunuz. Sahibimiz olan büyük Türk milleti istikbalinden emin olmağa haklıdır. Muharebe meydanındaki maharet ve fedakârlıklarınızı yakından müşahede ve takip ediyorum. Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini nazarı dikkate alarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü ve cesaret kaynaklarını, yarışırcasına müsabaka ile sarfına devam eylemesini talep ederim. Ordular; İlk Hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”
Yorumlar
Kalan Karakter: