Çağlayan, meslektaşları Mehmet Can Keysan ve Hazar Kardaş ile birlikte görevden alındıklarını sabah saatlerinde gelen tebligatla öğrendiklerini açıkladı.

Çağlayan açıklamasında, “2013 yılından bu yana onurla üstlendiğim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkez Avukatlığından, bu sabah saatlerinde aldığım bir tebligatla, meslektaşlarım Av. Mehmet Can Keysan ve Av. Hazar Kardaş ile birlikte azledildiğimizi öğrendim” ifadelerini kullandı.
13 yıllık görev sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çağlayan, partinin hukuk mücadelesinde aktif rol üstlendiklerini belirterek şunları söyledi:
“13 yıl boyunca, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine duyduğum inançla; partimize yönelik her türlü hukuksuzluğa, baskılara, siyasi operasyonlara ve yargının araçsallaştırılmasına karşı meslektaşlarımla birlikte hukuki mücadele vermeyi görev saydım.”
Açıklamasında “mutlak butlan” kararına da değinen Çağlayan, söz konusu kararın siyasi iradeyi ve parti hafızasını hukuk dışı yollarla yeniden şekillendirme amacı taşıdığını savundu. Çağlayan, “Demokratik meşruiyetin yerine fiili dayatmayı koymaya çalışan hiçbir anlayışın ve hukuk dışı yöntemlerle tesis edilen hiçbir tasarrufun benim nezdimde meşruiyeti yoktur” dedi.
Görevden alınmalarının tesadüf olmadığını öne süren Çağlayan, partinin hukuk mücadelesini yürüten isimlerin hedef alındığını ifade etti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu süreçte atılan ilk adımlardan birinin, yıllardır partinin hukuk mücadelesini yürüten avukatların görevden alınması olması tesadüf değildir. Bu müdahalenin amacı Cumhuriyet Halk Partisi’nin hukuksuzluğa karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini etkisizleştirmek, savunma iradesini zayıflatmak ve itiraz yollarını susturmaktır.”
Çağlayan, görevden alınmasını kişisel bir kayıp olarak değerlendirmediğini de vurguladı. Açıklamasında, “Bu nedenle şahsıma yönelik bu müdahaleyi bir mesleki kayıp ya da kişisel bir hüsran olarak algılamıyorum. Aksine, hukuksuzluğa boyun eğmemenin bedeli olarak bir onur nişanı olarak görüyorum” ifadelerini kullandı.
Mücadelelerinin makam ya da unvanlarla sınırlı olmadığını söyleyen Çağlayan, CHP’yi “demokrasi mücadelesinin, halk iradesinin ve Cumhuriyet değerlerinin baba ocağı” olarak gördüklerini belirtti.
Açıklamasının devamında hukukun üstünlüğünü ve demokratik meşruiyeti savunmayı sürdüreceğini kaydeden Çağlayan, “Bunun için herhangi bir vekâlet ilişkisine, resmi sıfata ya da görevlendirmeye ihtiyaç duymadım, bundan sonra da duymayacağım” dedi.
Sürece ilişkin sert mesajlar da veren Çağlayan, “Bu hukuksuzluğun parçası olan, imza atan, görev alan, sessiz kalan, meşrulaştırmaya çalışan herkese açık çağrıda bulunuyorum: Hiçbir makam, hiçbir geçici güç ilişkisi, hukukun ve vicdanın üstünde değildir” ifadelerini kullandı.
Açıklamasının sonunda ise CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel başta olmak üzere hukuk ve demokrasi mücadelesi verenlerle dayanışmayı sürdüreceğini belirten Çağlayan, “İnanıyorum ki, sonunda mutlaka halkın iradesi kazanacaktır” diye ifade etti.
Yorumlar
Kalan Karakter: