Runerm Ateş UMUDA SUSAMIŞ BİR HALKLA EL ELE
Yazı Detayı
27 Ocak 2022 - Perşembe 20:46 Bu yazı 171 kez okundu
 
UMUDA SUSAMIŞ BİR HALKLA EL ELE
Runerm Ateş
runermate@yerelinsesi.com
 
 
Geçenlerde İstanbul Platform’da ‘’Umudu Örgütlemeye Var Mısın?’’ adlı bir yazı yazdım ve çok fazla
insanın okuyup, paylaştığını gördüm. Çoğu kişiden de bunun bir modele dökülmesi gerektiğine yönelik
mesajlar aldım. Haklılardı da birilerinin bir kıvılcımı başlatması gerekiyordu. Tüm ümitleri tükenmeye
ramak kalmış bir insanda dahi umut vardır bunu hep savunmuşumdur. Ülke ekonomisinin yerle bir
olduğu bir ortamda insanların ortak ses oluşturması çok değerli ve çıkış noktalardan biri. Demokrasi
mücadelelerinin örnekleri birden fazla… Gezi’de bunlardan biriydi; 24 Haziran seçimleri de; belediye
seçimlerinde tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimi de… Önemli olan bir nokta var ki; bu
kadar umudu olan insanları kim, nasıl bir araya getirecek? Önce mücadelemizi dinç tutmak adına
hatırlayalım ardından modeli konuşalım.
 

ELBETTE HATIRLAMAKTA FAYDA VAR

 

Ne mücadeleler verildi ama hiçbir zaman ülke bugünkü durumlara düşürülmedi. Saygınlığını hiçbir zaman
böylesine yitirmedi. Ülkede ’’laiklik mücadelesi mi demokrasi mücadelesi mi verilmeli’’ diye sormak
gerekir. Din kavramının siyasetin içerisine bu kadar karıştırılıp, şahsi çıkarlar doğrultusunda sömürü aracı
olarak kullanılması laiklik kavramının ne kadar gerekli olduğunu bizlere hissettiriyor. Gezi’de demokrasi
mücadelesi içerisinde laiklik mücadelesi veren de binlerce insan vardı.
 
 
Din kurallarıyla ülkeyi yönetmek için çaba harcamanın fikir ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiği dönemden
beri laikliğe ihtiyacımız var, elbette en çok demokrasiye… Demokrasi kelimesini çocukluğumdan beri çok
severim. Demos (halk) ve kratos (iktidar) kelimelerinin yan yana geldiği sihirli sözcük ikilisi ‘’halkın
iktidarlığı’’! Demokrasi sorunu yaşanan yerlerde otoriter baskıcı rejimin çeşitli uygulamaları -twitter
gerçeğinden tutun haksız tahrik indirimlerine; legal hakkınız olan basın açıklamalarına konuna engelden
tutun, rektör atalamalarına- baskılanan ve sorunlarına kulak asılmayan bir halk gerçeği sorunlarına sıkça
rastlıyoruz. Halkı sorgulamadan, sanattan uzak tutmaya çalışan bir bürokrasi anlayışı elbette kalbul
edilemez!
 
 
KAN BAĞINI CAN BAĞINA ÇEVİRENLER
 
 
Çok uzaklara gitmeyeceğim yakın tarihten bahsedelim henüz bir hafta içinde olan bir olay Enes
Kara’nın intiharı; adı intihar ama altında yatan sebepler, onu intihar eylemine sürükleyen
sebepleri konuşalım istiyorum. 20 yaşındaki bir gencin, olaydan önce çektiği videoda,
‘’ailesinden ve öğrenci evinde kaldığı cemaatten baskı gördüğünü, psikolojik olarak yorulduğunu
ve yaşama sevincinin kalmadığını' söylediği cümleler, ses tonundaki çaresizlik beni oldukça
etkiledi. Bu videonun ve intiharın üzerine yazanlar, konuşanlar, cemaat yurtlarında, evlerinde
yapılan baskıyı eleştirenler oldu ama acımasız olanı Enes’i eleştiren birilerinin olması...
 
Büyük Birlik Partisi (BBP) Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Ahmet Namık Akdoğan'ın,
Enes’in ölümünden sonra söylediği sözlerin yükü tüm bu zihniyetlerin üzerinde! "Bir velet öldü
diye cemaatleri mi kapatacağız? "O zaman ÇYDD, Atatürkçü Düşünce Derneği, Lions, bu gibi  
yerler de kapatılsın” ifadelerini kullanmıştı. Mücadele ettiğimiz ve de edeceğimiz zihniyet açık
işte! Bu cümleleri kuran X,Y,Z hangi isim olursa olsun ona karşı mücadele edeceğiz. Bir kişinin
ölümünü, ideolojik ayrıştırmaya dönüştüren, kendi çıkarları adına dini kullananlar tarafından
yapılan baskıyı görmezden getirmeye çalışan hele ki bu ölüm, intiharken; o kişinin çaresizliğini,
basite indirgeyen bir zihniyet asla kabul edilemez. "Aileme söyleyemiyorum çünkü her şeyi
yapma potansiyeli taşıyorlar," cümlesi ’’aile saadeti, kutsal aile’’ diye nara atanların oluşturduğu,
büyüttüğü baskının sonucu.
 
Kan bağını, can bağına çevirenler Enes ve gençlerin özgürleşmek adına ölmeyi seçmelerinin sorumlusu.
O mezarlar, el birliğiyle kazındı, sorumluların boynuna!
 
 
Baskıdan kurtulmak için intihar eden bu kaçıncı üniversite öğrencisi? Dini değerleri baskıyla
aşılayamazsınız; din bu değil çünkü zorla, zorlamayla olmaz. Bu ülkedeki gençlerin yaşadığı
ekonomik sıkıntılar, siyasi ve dini baskılar; sapkınlığın ve yoksulluğun bir parçası. Üç maymunu
oynayan otorite sahiplerinin canı cehenneme! İnsani değerlerin yozlaştırıldığı, tüm çıkar
ilişkilerinin, insani değerlerden, insan yaşamındam daha üstün tutulduğu bu ülkede insanlar;
çaresizlikten, baskıdan, tehditten intihar ediyor. Aile baskısı ve yönetenlerin kindar ve dindar bir
nesil yetiştirme amacına yönelik yanlış politikaları, Enes ve birçok gencin intiharın, ölümüne,
öldürülmesine zemin hazırlayan… İbadet etmek bir özgürlüktür, ibadet etmemekte bir özgürlük
ve haktır. Bu ülkelerde gençlerin çoğu kendilerini güvende görmüyor ve gelecek kaygısı var. Yılın
başında da öğrenciler hak aradıkları, barınamıyoruz dediklerin için şiddete maruz kaldılar bunu
unutmamak gerekir.
 
İaatkârlar, firarda,
Zülüm eden, zulme sessiz kalanlar
Yargılanacaksa elbet;
Direniş, kan damarlarında...
Direniş, sırada, salonda ve sokaklarda...
Direniş, derdi memleket olanların
Davasında soluduğu bağımsızlıkta.
Umudu soluyanlara, umudu örgütleyenlere selam olsun!
 
 
UMUDU ÖRGÜTLEMEYE VAR MISIN?
 
 
Toplumsal dönüşümü mümkün kılacak, etkili bir aktarım aracı olan dilin kullanımına dikkat etmek
gerekiyor. Haklarımızın farkında olmak önemli bir konu, haklarımızı savunmak ve haklar konusunda
çevremizi bilinçlendirmek… Halkın gücüne, halkın örgütlülüğüne, kamuoyu oluşturulmasına, ortak
ses oluşturulmasına hep umut bağlamışımdır. Politika birilerinin aile bağlarıyla, yandaş kayırmalarıyla
oluşturulmaz. Politika, iyi dinleyecilerin, fikirlerini tartışabildiği özgür bir ortamda oluşturulur. Baskının,
şiddetin, mobbingin, ölümlerin, intiharların, ağıtların, isyanların olduğu bir ülkede konuyla ilgili
uzmanların bir araya gelmesi gerekir. Hastanesi olanı bakan yapmaktan bahsetmyorum. İster politika
uygulayıcısı ister politika elçisi deyin; şiddete dur demenin yolu sosyoloğu, hukuçusu, siyaset 
bilimcisi, politikacısı, psikoloğu, sosyal hizmet uzmanı, ekonomisti, eğitmeni, öğretmeni, gazetecisi,
sanatçısı bir araya gelip politika oluşturmaları gerekir. Neden mi? Çünkü şiddet bir bütün, şiddeti her
açıdan ele almak asıl çözüm! Sandıklar var bir de… Umudun gerçek bir demokrasiyle taçlandırıldığı
günler elbette bizle gelecek. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçim bizlere bunun kapısını açtı. Bu
ülkede bir şeylerin değişebileceğini gördük.
 
Bu kadar umuttan bahsetmişken kapanışı elbette mücadelesi ve dizeleri umut kokan Nazım üstadla
bitirmek istedim. Nazım Hikmet Ran, Davet şiirinde der ki:
‘’Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
Yok edin insanın insana kulluğunu,
Bu dâvet bizim....’’
 
 
İnsanın, insana kulluğunu yok edeceğimiz bir 2022 yılı olsun. Bu daha başlangıç, umudu, sevgiyi ve
dayanışmayı örgütleyeceğimize inancım tam. Umutla kalın!
 
Etiketler: UMUDA, SUSAMIŞ, BİR, HALKLA, EL, ELE,
Yorumlar
Haber Yazılımı