Yerelin Sesi

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri

Unesco ve Tarihi Kentlerimizin Belediye Binaları

Unesco ve Tarihi Kentlerimizin Belediye Binaları
Mehmet Gülümser
Mehmet Gülümser( mehmetgulumser@yerelinsesi.com )
496 views
18 Şubat 2021 - 15:52

Yazar: Mehmet Gülümser

Unesco ve Tarihi Kentlerimizin Belediye Binaları

İzmir- Selçuk – Bergama
Yurt dışı seyahatlerimi genellikle kendim planlarım. Ziyaret ettiğim kentin gecesini gündüzünü şöyle doya doya yaşamak isterim. 7 günde 7 ülke 7 şehir gezilerini tercih etmem. Gezeceksem tek kent olmalı, hem o şehrin çevresini tanımayı hem de özel değerlerini keşfetmeyi arzularım. Avrupa ülkelerinin pek çok kentini gezdim gördüm ama inceleyerek. Bu seyahatlerimde keşfettiğim bir olguyu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Avrupa kentlerinde belediye veya devlet kurumları yönetim binaları tam şehrin göbeğinde yer almaktadır. Ve
bu binalar, kentin tarihiyle, kültürüyle uyum içinde çok eski yapılardır. O kadar estetik yapılar ki kendinizi
o binaların önünden ayıramıyor ve hemen fotoğraf makinanızı çıkarıp fotoğraf çekmeye başlıyorsunuz.
Oysaki o kentlerinin bazılarının geçmişleri sadece 300-500 yıllıktır. Buna rağmen gelin görün ki toplumlar, geçmişlerine bağlılıklarını göstermek için, devlet ve belediye kurumlarının en eski yapılarda işlevini sürdürmesini istemektedirler. Bu binalarının önünde genişce bir meydan ve etrafta kafeler, lokaller, küçük turistik dükkanlar yer almaktadır. Şehri gezerken dönüp dolaşıp hep bu meydanlara çıkarsınız. Hele güneşli günlerde, dışarı çıkarılmış sandalye ve masalarda oturan gezginler hem birbiriyle sohbet eder hem de güneşin tadını, kahvelerini yudumlayarak çıkarırlar. Bu tür kafelerde yerel halkla birlikte aynı atmosferi solumak, benim zevklerimden biridir. Bir masa da ben kapar, o ortamda kahvemi zevkle yudumlarım. Her taraf cıvıl cıvıl, hoş bir atmosfer. Keşke bizde de böyle olsa diyorsunuz. Festival, karnaval gibi etkinliklerini de bu meydanlarda kutlamaktadırlar.

Avrupa’daki Resmi Kurumlar

Peki bizdeki tarihi kentlerin durumu nasıl dersiniz?
İşte bu konuda hiç de iyi değiliz. Gelin birlikte inceleyelim.

Ege bölgesindeki tarihi kentlerimizden, Çeşme, Urla ve Ayvalık hariç hemen hepsi BETON binalarda hizmet vermektedir. Allahtan, İzmir depreminden sonra önce Konak Belediyesi Başkanlık makamı Basmane semtindeki bir tarihi binaya, sonra da Büyükşehir Belediyesi Başkanlık makamı, Kemeraltı’ndaki en eski belediye binasına taşındı. Yıllardır söyler dururdum, Başkanlık sembolikte olsa o tarihi binayı kullanmalı diye. Bu tarihi binada
çalışmak ve misafirleri ağırlamak, ben bu kadar eski bir kentin Belediye Başkanıyım duygusunu hissettirir. Üstelik UNESCO’ya girme hazırlığındaki İzmir için de çok değerli bir diplomatik davranıştır.

Bergama 1.sınıf çok özel bir ilçedir
UNESCO’ya girmiş diğer iki kentimiz daha var Bergama ve Selçuk Efes. Bunlar ne durumda dersiniz.
Selçuk, hala tarihi su kemerlerin karşısında ve caminin yanındaki o estetikten uzak  beton binada hizmet
vermeye devam ediyor. Eğer kültürel ve tarihi bir düşünce yapısına sahipseniz, bu durum kabul edilemez.

Maalesef Bergama da aynı şekilde, 90 yıllarda inşa edilmiş, estetikten uzak BETON bir yapıda hizmet
vermekteydi. İzmir depremi nedeniyle yapılan kontroller sonucu binanın oturulamayacak bir durumda olduğu tespit edilmiş ve doğru karar alınarak taşınma kararı alınmıştır. Bu deprem bu iki antik kentimiz için büyük bir şansa dönüşebilir.

Nasıl mı ? Siz biraz soluklanın ben birazdan anlatayım.
Değerli Dostlar, dünyanın hiçbir yerinde Efes ve Bergama gibi değerli ve bu büyüklükte antik kent yoktur.
Dünyada antik sağlık merkezi olan üç yerden biridir. Bu inanılmaz bir ayrıcalıktır. Kos adası ve Epidaurus’tan sonra Bergama. Ve bu kentlerde, en az 4-5 medeniyet, hayat sürmüş ve eserlerinin kalıntılarını bırakmıştır. Bu iki kent ayrıca UNESCO’ya dahil olmuş ülkemizin özel kentlerindendir. Korunması, üzerlerine titrenmesi
gereken dünya şehirleridir. Hele Devletimiz, bu şehirlerimiz için her dönem elini açık tutmalıdır. Arasıra turizmden uzak olup ta turizm konusunda ahkam kesenler diyorlar ki “Efendim reklamımız yapılmıyor. Bu yüzden bize kimse gelmiyor.” Kocaman hayır diyorum. Bu kentler yani Bergama ve Selçuk Efes o kadar iyi tanınıyor ki inanamazsınız. Yurt dışında “Ben Bergama’dan geliyorum” dediğimde hayretlerini ”ooo” diyerek gösteriyorlar. İzmirli, Bergamalı, Efesli olmak oralarda bir ayrıcalıktır. Ben bunları yaşadım. Bakmayın bugünlerde yabancı turist olmadığına. 5-6 yıl öncesine kadar bu antik kentlerimiz yabancı turistlerle dolup taşardı. Kalabalıktan yer bulamazdık. Biz rehberler bir köşede antik eserleri anlatmak için köşe kapmaca oynardık. Şimdiler de neden yok derseniz? Bu uzun konu ama bir ipucu vereyim. Konjonktür ve tatlı(!) dil sorunu. Geçer mi ? Biraz zor, bir kaç yıl daha beklemek gerekiyor. Pandemi de artı iki yılımızı alacak.

Bergama ve Selçuk, etraflarındaki kentlerimizi örnek alarak değil tarihine değer veren dünya şehirlerini örnek alarak hareket etmelidir. Önce kent içindeki tarihi yapılar koruma altına alınmalıdır. Hiç ifade edilmeyen bir gerçeği daha kuvvetlice dillendirmek istiyorum. Bergama öyle bir antik kenttir ki Heykelcilikte Barock ekolünü, 2000 yıl önce ortaya koymuş ve 16 yüzyıldan itibaren Avrupa’yı saran stilin tekrar doğmasına sebep olmuştur. (bknz. Hellenistik devir heykeltıraşlığı – R. Özgan 2.RRR.Smith Helenistik heykel.) Bu sanatı yaratan Bergama’nın Devlet kurumları, tarihiyle mütenasip yani uyumlu binalarda hizmet vermelidir, yakışan da budur.

Bergama turlarımda, Akropole giderken otobüste misafirlerimizin yüzlerine dönük anlatırdım. Şu bina müzemiz, şu güzel bina lisemiz, şu tarihi bina kaymakamlık binamız derken turistlerin hemen hemen hepsi bu binalarımıza daha dikkatlice bakmaya koyulurlardı. Daha sonra şu binamız da Belediye binamız derken suratlarını ekşiterek o binaya değil bana bakmaktaydılar. Bu anı her turumda yaşadım. O bakışlar bana diyordu ki; “Çeşitli medeniyetleri yaşamış bu kentin yönetim binası, bu estetikten uzak yapıda sürmekte öyle mi.” Böyle düşünmelerindeki ana neden, kendi kentlerinde yönetim binalarının tarihî yapılarda hüküm sürmekte olması. Bu ne çarpıklık deyip, bizden de aynı duyarlılığı beklemekteler.

Hem Bergama hem de Selçuk bu hatadan kendini kurtarmalıdır. Yani ilçelerinde bulunan tarihi özel bir yapıyı, restore edip en azından başkanlık makamını oralara taşımalıdırlar. Çünkü bunlar UNESCO için özel birer ilçe oldukları için listeye dahil edilmişlerdir. Bu listede olmak bizlere görev ve sorumluluk veriyor; Diyor ki, kültürüne özen göster ve sahip çık! Çocuğunun üzerine titrediğin gibi onu koru!

Bergama özelinde böyle örnek var mıdır? Örnek yapı söyler misiniz derseniz? Olmaz olur mu hem de
alası var diye cevap veririm. İşte önerim:

Bugün İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak kullanılan eski Bergama Lise binamız.
Ne kadar güzel yakışır Bergama’ya ve Bergama Belediye Başkanlık makamına…
Çok iyi bir restorasyon sonunda, hem ana bina, hem de arkada ki yapılar tüm Belediye birimlerini içine
alır. Tam şehrin göbeğinde, kentin kalbinin attığı yerde. Halk rahatlıkla ulaşır, işini görebilir. Üstelik şu
sıralar Ankara hiç de uzak değil.

Bergama Lisesi

Düşünülebilinir ki, ilçenin girişine veya çıkışına devasa bir belediye binası yapalım olsun bitsin. Başka kentler bunu yapabilir ancak bu kentimize uymaz. Çünkü UNESCO’ya, geçmişine saygı gösterme sözü verilmiş. UNESCO’nun bize yüklediği görevin ilk şartı olan tarihine ve kent estetiğine saygı kuralını unutmamalıyız. Bu hassasiyetimiz bize UNESCO’ya da söz söyleme hakkını verir.

Pazar Gitti Arasta Çöktü
Makamı şehrin dışına taşımak kentin ağırlığını kaydırmak olur. Şakul kaydımı döndürmesi zor olur. Örnek mi Pazar gitti Arasta çöktü. Dikili, Aliağa, Kınık gibi ilçeler için o tür belediye binaları inşa edilebilir. Çünkü onların Bergama gibi bir tarihleri yok. Özellikle, belediye ve kaymakamlık şehrin kalbinde olmalı. Eğer kurumlar şehir dışına giderse kent çöker. Nasıl ki pazar yeri gitti, arasta çöktü, esnaf yıkıldı. Elimde yetki olsa pazartesi pazarını eski yerine getiririm. Bakınız nasıl yeniden canlanıyor Tarihi Arasta çarşımız. Antik ve tarihi kentlerin kalbinin attığı yerler Old town dediğimiz eski şehir ve semtleridir. Bu yerler cazibesini hiç bir zaman kaybetmemeli ve canlı kalmasına çalışılmalıdır. Efendim, yangın için biz pazaryerini taşıdık diyenler olabilir. Geçiniz, Tire’de, Ödemiş’te, Selçuk’ta, Ayvalık’ta hatta Kuşadası’nda pazaryerleri hep şehrin göbeğinde esnafla iç içe. Yüzlerce İzmirlinin, hem trenle hem de turlarla o pazarların doğal atmosferini yaşamak için oralara gittiklerini bilirim. Çoğu tur acentası bu kentlere pazar turu satıyorlar. Neden Bergama için de olmasın. Bunu ben iki günlük tur olarak başardım.

Eğer tarihi lise binamız Belediye Başkanlık makamı olursa; şehir ayrı bir atmosfer kazanır. Belediye başkanları bu ulvi makamda hizmet etmekten ve yerli yabancı misafirlerini orada ağırlamaktan zevk alır. Biz rehberler gururla işte UNESCO, kentimize münasip Belediye binamız var deriz. Kent içi ticaret hız kazanır. Hatta arka binaların birinin köşesine kafe açılıp ziyaretçilerin soluklanması da sağlanabilir. Bana kalsa Kaymakamlık makamı da eski tarihi binasına taşınmalı.

Peki eski Belediye binası yıkılır ise yerine o eski tarihi Mehmet Efe Konağı çok güzel bir şekilde yeniden inşa edilebilir mi? Evet, geçmişte yapılan bu hatadan dönülmüş olur. Bu düşüncem pek çok kimseye utopik ve fantastik gelebilir; ama bu düşünceler vizyon açar. Çok iyi mimarlarımız var ve onlar bu yapıyı tekrar şehrimize hiç bir hak sahibinin hakkı yenmeden aslına uygun olarak kazandırabilirler. Kent estetiği adına karşıdaki 5 katlı parti binası, ikinci katından itibaren yıkılabilinir. Çünkü o bina, orada kambur gibi duruyor ve de Akropol’ün görülmesini engelliyor. Yıkılacak katların değeri kaç paraysa ederi verilerek onları da üzmeden bu işlem gerçekleştirilir.

Mehmet Efe Konağı

Doğru hayal etmeyenler başarıyı yakalayamazlar. Benim bugün bu kentler için hayal ettiklerim, belki de bugün en uygun zamanıdır ve başarılabilir. Diyelim ki bugün olmadı. İlerde aklı selim galip geldiğinde, denecek ki UNESCO’ya girmiş bu kentte bu düzenlemeler yapılmalı deyip başlanacaktır.  Yanı başımızdaki Ayvalık, UNESCO’ya dahil değil ama onun normlarına uyuyor ve o yolda yürüyor. Şu andaki Belediye binası en eski yapı. Hatta daha ileri giderek daha eski bir binayı restore edip oraya taşınacaklar. Sizi bir konuda daha bilgilendireyim. Ayvalık Belediyesi UNESCO için çok derinden çalışıyor.

Restore edilecek Ayvalık tarihi Belediye binası

Hayal etmek başarının yarısıdır derim. Kentlerine kalbiyle bağlı olanlar bunları sevgiyle başarır.
Bu yazı kalben ve sevgiyle yazılmıştır.

Yazımı bir Alman atasözüyle tamamlıyorum.
“Dağ Peygambere gelmiyorsa,  Peygamber dağa gelir. ”

Bu yazı umarım gereken yerlere dağları aşarak ulaşır.

POPÜLER FOTO GALERİLER
POPÜLER VIDEO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.