Yerelin Sesi

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri

ŞİRİNYER HİPODROMU’NDA ÖZEL ÇOCUKLARIN ÖZEL TERAPİSTLERİ: ATLAR

ŞİRİNYER HİPODROMU’NDA ÖZEL ÇOCUKLARIN ÖZEL TERAPİSTLERİ: ATLAR
366 views
27 Aralık 2018 - 7:54

ÖZEL ÇOCUKLARIN ÖZEL TERAPİSTLERİ: ATLAR

Türkiye Jokey Kulübü’nün sosyal sorumluluk projesi olarak başlatılan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de işbirliği ile Şirinyer Hipodromunda gerçekleştirilen “Hipoterapi” yani engelli çocuklar için atla terapi eğitimleri, birçok engelli çocuğun umudu oluyor. Atların terapist olarak kullanıldığı Hipoterapi yönteminde çocuklar, uzman eğitmenler eşliğinde atlara biniyor ve hem fiziksel hem de sosyal anlamda gelişiyor.

Türkiye Jokey Kulübünün; İstanbul, Diyarbakır, Bursa, Şanlıurfa ve İzmir’de gerçekleştirdiği Hipoterapi, tamamen ücretsiz seanslardan oluşuyor ve çocuklar Ponny cinsi atların üzerinde çeşitli eğitimler görüyor. Alanında uzman eğitmenler tarafından gerçekleştirilen bu seanslarda güvenlik açısından da hiçbir sorun yaşanmıyor.

“Atlar, çocukların en yakın arkadaşları oluyor”

Eğitimlerle ilgili bilgi veren Fizyoterapist Ayşe Akkuş, Hipoterapi seanslarındaki esas terapistlerin atlar olduğunu söyledi. Akkuş, terapilerin nasıl gerçekleştiğini ise şu sözlerle ifade etti: “Eğitimler, fizyoterapist ve yan yürüyücüler eşliğinde gerçekleşiyor. Yan yürüyücü arkadaşlar atın üzerindeki çocuğun güvenliğini sağlıyor ve onlara önceden belirlenen aktiviteleri yaptırıyor. Çocuk, ata bindiği zaman atın tüylerine temas ediyor ve onun vücut sıcaklığını hissediyor. Aynı zamanda atlar, çocukların en yakın arkadaşları oluyor.”

Atın üzerindeki çocuklara birçok egzersiz yaptırdıklarını ve kaslarını çalıştırmaya yardımcı olduklarını belirten Akkuş “Çocuklar, biz bunları yaptırırken oyun oynadıklarını hissediyor. Bu yüzden de diğer terapi yöntemlerine göre bu terapiye kendilerini daha rahat teslim edebiliyorlar ve biz de böylelikle daha hızlı sonuçlar alabiliyoruz.” dedi.

“Atların sağlığı da bizim için çok önemli”

Tüm engel gruplarındaki çocukların bu eğitimlere katılabileceğini vurgulayan Ayşe Akkuş, engelli olarak nitelendirilmeyen ama vücudunda çeşitli bozukluklar bulunan kişilerin de Hipoteripi’ye katılabileceklerinin altını çizdi. Tek kısıtlamalarının, 65 kilo sınırı olduğunu dile getiren Akkuş “Ponny cinsi atlar, diğer atlara göre daha küçük ve hassas oluyorlar. Onlara herhangi bir şekilde zarar gelmesini istemeyiz çünkü onların sağlığı da bizler için çok önemli. Bu nedenle böyle bir sınır koyduk.” şeklinde konuştu.

Terapilere, hem bireysel hem de kurumsal olarak katılım sağlanabileceğine vurgu yapan Akkuş, seansların bitimi için belirli bir süre olmadığını da sözlerine ekledi. “Seanslara başlayabilmek için öncelikle, çocuğun attan korkmaması gerekiyor.” diyen Akkuş, çocukların günlük hayatlarında atlarla sıklıkla karşılaşmadıkları ve atların boyutları kendilerinden çok büyük olduğu için başlarda çekingenlik yaşadıklarını ama alışmakta zorluk çekmediklerini belirtti.

“Her çocukla ayrı ayrı ilgileniyoruz”

Fizyoterapist Ayşe Akkuş, Hipoterapi seanslarının işleyişi hakkında da açıklamalarda bulundu. Çocukların bu terapiye başlayabilmeleri için başvuru evraklarında doktor onayı istediklerini ve her 10 seanstan sonra çocukların kendi doktorlarından bir değerlendirme aldıklarını söyleyen Akkuş, terapilerin nasıl başladığını ise şöyle aktardı: “Ata binmeden önce çocuğun, atı karşıdan görmesini ve ona dokunmasını istiyoruz. 1 seans boyunca atları izliyorlar. Daha sonra binişe geçiyoruz ve çocuğu, atın üzerindeki pozisyona alıştırıyoruz. Bu aşamalar tamamlanınca yavaş yavaş başlıyoruz.”

At üzerinde yapılacak eğitimlerin, çocukların özel durumlarına yönelik olarak belirlendiğinin altını çizen Akkuş, “Göz teması kuramayan çocuklar için bu teması kurmaya yardımcı olacak aktivitelere yönlendiriyoruz. At üzerindeyken top attırıyoruz, meyveleri tanıtmasını istiyoruz, denge çalıştırıyoruz, halkalar yardımıyla kavrama gücünü ilerletiyoruz, kaslarına yönelik olarak bacak hareketleri ve fizik tedavi egzersizleri yaptırıyoruz.” sözleriyle eğitimlerin içeriğini anlattı. Her seansta üçer çocuk ve üçer atla çalıştıklarını ifade eden Akkuş “Tüm çocukların egzersizleriyle ayrı ayrı ilgileniyoruz. Egzersizi biten çocuk, dinlenme turlarına çıkıyor ve at üzerinde tur atarken de tüm kasları çalışıyor.” dedi.

 

“Konuşamayan bazı çocukların ilk kelimesi ‘at’ oluyor”

Hipoterapi’nin, çocukların kas gelişiminin yanı sıra sosyal gelişimlerinde de çok büyük etkisi olduğuna değinen Akkuş “Atların yürüyüş stilleri insanların yürüyüşleriyle çok benziyor ve aynı ritimde oluyor. Böylelikle yürüme engelli çocuklarımız kendilerini, yürüyormuş gibi hissediyorlar. Bu durum, onlar için mucize gibi bir şey. Çocuklar o hissi alıp yürümek için daha hızlı adımlarla ilerlemeye başlıyorlar ve terapilere daha hızlı cevap veriyorlar.” açıklamasında bulundu.

Terapi boyunca çocuklara atları tanıtmak için söylenen kelimelerin, onların dil gelişiminde de önemli yararları olduğunu vurgulayan Akkuş “Daha önce hiç konuşamayan çocuklar, terapilerin ve burada öğrendikleri sözcüklerin etkisiyle, tam olarak cümle kuramasalar da bazı sözcükleri çıkarmaya başlıyorlar. İlk kelimesi ‘at’ olan çocuklar var.” diyerek hipoterapinin, çocukların gelişimindeki diğer faydalarına dikkat çekti.

 

Aileler, çocuklarının gelişiminden çok memnun

Terapilere katılan çocukların aileleri de verilen eğitimlerden ve terapilerin, çocuklarına olan etkilerinden son derece memnun olduklarını dile getirdi. Özel bir çocuk annesi olan Sevcan Feyzioğlu “10 seansı doldurduk. Oğlum otizmli olduğu için tırmanma ve benzeri yetenekleri yoktu. Merdiven inip çıkmalarında düzelmeler oldu ve aynı zamanda göz teması arttı. Önceden konuşamıyordu ama artık konuşması ilerledi ve ‘at’, ‘mama’ gibi birkaç kelime çıkarmaya başladı. Bunlara benzer daha birçok olumlu etkisi oldu bu yüzden de sonuna kadar devam etmek istiyoruz.” sözleriyle,  memnuniyetini ifade etti.

Bir diğer özel çocuk annesi Nihal Totan Yatğın ise terapilerden sonra çocuğunda gördüğü olumlu değişiklikleri şöyle anlattı: “Hareketleri daha çok arttı. Hiç konuşamıyorken ‘Deh Deh’ gibi sözcükleri söylemeye başladı. Bize, etrafına karşı ilgisi ve okşamaları arttı. Çok fazla temas kuramıyordu ama terapilerden sonra bu da gelişti ve hareketleri fazlalaştı.”

Fizyoterapist Ayşe Akkuş, at ile terapinin gerçekleştirdiği bu mucizelerden daha fazla kişinin yararlanabilmesi için Hipoterapi merkezlerinden Türkiye’deki tüm hipodromlarda açmak istediklerini ve bunun için çalışmalar yaptıklarını duyurdu.

 

POPÜLER FOTO GALERİLER
POPÜLER VIDEO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.