Yerelin Sesi

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri

Mehmet Gülümser’in Kaleminden: Bergama’dan Ayvalık’a

Mehmet Gülümser’in Kaleminden: Bergama’dan Ayvalık’a
Mehmet Gülümser
Mehmet Gülümser( mehmetgulumser@yerelinsesi.com )
1.721 views
23 Mayıs 2020 - 13:54

Mehmet Gülümser’in Kaleminden: Bergama’dan Ayvalık’a

Mehmet GÜLÜMSER

 

Bergama’dan Ayvalık’a Rüzgar Bir Başka Eser

Kış aylarını İzmir’de geçirmek ne kadar hoşsa da, yaz aylarında kuzey Ege’de olmak o kadar güzel. Bölgenin serin havası, tarihi yerleri, doğal güzelliği bir ayrı muhteşem. Her yıl Nisan ayı itibariyle hep o yöredeki küçük evimiz de olurduk.

Ya bu sene mi? Koronayla her şey allak bullak oldu. Herkes salgın hastalık nedeniyle evlerine tıkılmış durumda. Bir yere kıpırdayamıyoruz. Oysa ki, geçmiş yıllarda Nisan ayı sonunda evlerimize göçmeye başlamıştık. Şu sıralar neredeyse Haziran ayı geldi biz hala İzmir’deki evimizde sıkışmış durumdayız.

Bu kasvetli günlerde Kuzey Ege’nin köyleri, tabiat örtüsü pazarları, gözümün önünde tütüyor.

Sıkışıp kalmasam ne mi yapardım?

Önce gezi güzergâhımı şöyle belirler; Direkt Bergama’ya gider, Kozak Yaylası üzerinden Ayvalık’a inerdim. Ayvalık‘ın o canlı pazarını da dolaşmak ayrı zevk olduğu için perşembe gününü seçerdim. Alibey Cunda Adası’nın akşamını yaşamadan dönmezdim. Siz de böyle yapın, ama bunları yaşamak için geziniz en az bir gece konaklamalı, toplam 2 gün olsun derim.

Bizimle yaşayan tarih: Bergama

Sabah otomobilinizle erkenden Bergama’ya vardığınızda önce müzeye uğrayın. Orada ilk olarak ruhunuzun kültür bölümünün açlığını giderin. Müze’de Hadrian heykelini, Aliona’da bulunan su perisi heykelini, yerde serili yılan başlı medusa mozağini resmedin. Müzemizin bana göre en popüler eseri ise Eros başı. O her tarafa gülümseyen yüzünü görün. Etnoğrafya bölümünü de gezdikten sonra Hacı Hekim Hamamı’na doğru yürüyün. Karşısına çıkacak ulu çınarın altında şöyle mistik dünyanın ruhunu içinize çekerek çaylarınızı kahvelerinizi yudumlayın. Arastayı dolaşın; hanları – çarşı esnafını görün, eski evleri ,camileri fotoğraflayın. Bu tarihi yapılar size çok güzel pozlar verecektir. Söz bir başka yazıda yıllarca severek yaşadığım Bergama’yı yazarak sizlere sunacağım.

Cennettin Gizli Bahçesi: Kozak

Sonra otomobilinize binip önce İstiklâl Meydanı’na varın. Buradan ilerleyip Kozak Yaylası levhasını görünce sola dönüp Bergama içinden yaylaya doğru yol alınız. Yolda ‘İncecikler’ bölgesinde pek çok nezih cafeler ve düğün alanları var. Bir başka gezinizde bu cafelerden birinde mola verebilirsiniz. Ancak ben sizi daha ilerde bir köyde gözleme yemeyi önereceğim.

Kozak yaylası doğal alan her tarafta milyonlarca çam fıstık ağaçları var. Oradaki köylerin gelirleri ise hayvancılık, peynircilik ve fıstık. Ülkemizin fıstık üretiminin yüzde 80’i bu yörede üretiliyor. Yollarda sık sık durup fotoğraf çekin. Yolunuz üzerinde Bağyüzü Köyü’nde Heykeltraş Prof.Dr. Tankut Öktem’in Muhteşem Atatürk heykelini görmeden geçmeyin.

Bu heykelin çok enteresan bir hikayesi var. Yıllarca yurt dışında yaşayan öğretmen Süha Şen, yürüyüş sırasında burada bir büyük kaya görür. Aklına buraya çok güzel Atatürk heykeli yaptırma fikri gelir. Arsa sahibini bulur, ona bu araziyi satın almak istediğini söyler. Arsa sahibi Yücel Koray araziyi satmak istemez. Ama öğretmenimiz buraya Atatürk heykeli yaptıracağını söyleyince arsa sahibi “O zaman başka” deyip “istediğiniz kadar araziyi size hediye ediyorum” der. Tankut hocayla buluşan Yücel Şen bu güzel anıt heykeli ona yaptırır. Tankut hoca da bir jest yapar o da heykel için ücret almaz. Rahmetli Tankut hoca bana göre en güzel Mustafa Kemal Atatürk heykelini yapandır.

Doğa muhteşem, yol sakin ve çok rahat. Bergama’dan tam 30 kilometre sonra Demircidere Köyü’ne ulaşıyorsunuz. Köyün müzesi, çay evi ve tertemiz tuvaletleri bulunuyor. Köyde, ‘Sevgi  Bacının Cafesi’nde şöyle çardakların altında minderler üzerine kurulun. Çayınızı içerken gözlemelerinizi ısmarlayın. Gözünüzün önünde şemsiye tarlası gibi fıstık çamlarını seyir edin. Bu fırsatı yakalamışken doya doya nefes alarak ciğerlerinizi oksijenle doldurun.

Macaron’da kahve keyfi

Ayvalık’taki pazarı kaçırmamak üzere yola koyulun. Bu köyden Ayvalık tam 33 kilometre. Ayvalık’a ulaşınca önce ‘Macaron’ semtine doğru tekstil pazarını dolaşın. Tam da Macaron (Mecanköşk) semtine gelince sizi bir kalabalık karşılaşacak. Herkes bir sandelye kapmış birbirleriyle sıcak sohbet ediyor. Alman’ı, Türk’ü sözleşmiş gibi orada buluşmuş. Sebebi ise, bu köşe herkese herşeyi bir arada sunan bir yer. O mahalde bir ev yapımı yemeklerin yapıldığı bir lokanta, iki kahvehane, bir tarihi fırın ve iki tane yanyana patisseri.

Karnınız açsa bu aile restoranında bir şeyler yiyin. Yoksa fırından badem ezmesi alıp çayla birlikte sohbete koyulun. Ya da benim gibi köşedeki küçük patisseride kasede bademli sütlü tatlısını yiyin. Çayınızı yudumlarken gelen geçeni, etrafı seyiredin. O semtte bir süre oturmak size iyi gelecek, içinizdeki varsa sıkıntıyı atacak ruhunuzu huzura erdireceksiniz.

Mutlaka Görün  

Buradaki uzun süreli soluklanmadan sonra hemen 400 metre ilerde yeni restore edilip açılan Grek Ortodoks dünyasının en ilginç ve en iyi korunmuş, tapınak gibi büyük kutsal Ayazma’sını mutlaka ama mutlaka görün. Sonra şehir içindeki zeytin dükkanlarına uğrayıp isterseniz zeytininizi, yağınızı satın alın ya da eve teslim sipariş verin.

Mutlaka Alın
Ama bir önerim daha var ki, bunu yapmadan gitmeyin. Süner Pasajı’nın karşısındaki pastaneden eşinize, dostunuza veya kendinize ‘zetinyağlı, sakızlı kurabiye’ alın. Ya da ‘dondurmalı lor tatlısını’ afiyetle mideye indirin derim. Cunda Adası’na geçmeden Şeytan Sofrası’ndaki günbatımını 3 dakika sürse de gidip  görün. O manzara, adalar, körfez, güneşin batarkenki kızıllığı sizi alıp başka bir boyuta götürüyor. Ayvalık’ta rüzgar bir başka eser derken bunu kastetmiştim. Kentin her köşesi size apayrı duygular veriyor. Ayvalık’ı özel kılanda işte bu gizemidir. Herkes buraya bunu almaya geliyor.


Ver elini Cunda akşamı

Ağır ağır Alibey (Cunda) adasına geçme vakti geldi. Eğer otelinizi Ada’dan ayırtırsanız, oranın tadını daha çok çıkarırsınız.

Akşam çükünce Ada Çarşısı’na doğru ağır ağır yollanın. Ada akşamında balık yemeden olmaz. Hangi restorantta oturalım derseniz size, ön kısımdakileri değil iç kısımdakilerini öneriririm. Daha samimi hizmet alır, kaprisden, kibirden uzak, sohbeti özlemiş grublar içinde olursunuz. Tahta sandalyeler, temiz örtülü masalar, günlük mezeler size daha sıcak atmosfer sağlayacaktır. Hele masanızdaki sohbet yediklerinizin, içtiklerinizin etkisiyle koyulaşırsa değmeyin keyfinize. Gününüzüde hak ettiğiniz bu yemekle taçlandırılmış olursunuz.


Denize karşı kahve keyfi

 Ertesi gün kahvaltı sonrası Taksiyarkis Müzesi’ni mutlaka ziyaret edin. Ziyaret öncesi internetten mutlaka bilgi alın ve müzeyi bilerek gezin. Çünkü bana göre ülkemizin görülmeye değer en güzel özel müzelerinden biridir. Müzenin hemen üstünde Değirmen Kafe’ye çıkıp oradan tüm adayı, seyretmeye doyum olmaz. Sonra da, oradan inip yılların eskitemediği büyülü atmosferiyle Taş Kahve’de denize bakarak kahvenizi yudumlayın.

Sonrası mı? Sonrası size kalmış.

Benden buraya kadar; ama bir başka yazıda bir başka anlatımla Ayvalık’ta buluşmak dileğiyle hoş kalın; hoşça kalın…

POPÜLER FOTO GALERİLER
POPÜLER VIDEO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.