Yerelin Sesi

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri

Masal Gibi Bir Ülke: Japonya

Masal Gibi Bir Ülke: Japonya
1.054 views
08 Haziran 2020 - 14:42

Masal Gibi Bir Ülke: Japonya

 

Yazar: Ayça Kesici

Yıllardır yaptığım turlarda farklı ülkelerden gelen misafirlerle sohbetletlerde konu seyahate gelince “En çok hangi ülkeyi begendin, Hangi ülkeden etkilendin” diye sorarlardı. Net bir yanıt veremezdim çünkü her ülkenin etkilendiğim yönleri farklıydı. Japonyayı görene kadar…

Açıkçası Japonya seyahatinden ne beklediğimi, nasıl bir ülkeye gittigimi bilmiyordum. Yabancı olduğum bir ülke ve kültürdü Japonya. Ama hayatımın en çabuk ve isabetli kararı olduğunu kısa sürede anladım. Seyahat rotamızı Tokyo-Kyoto-Osaka-Tokyo olarak belirledik. Japonya seyahati için ise iki popüler dönem var;

‘SAKURA’ HEM MEVSİM HEM FESTİVAL
Sakura yani İlkbahar; kiraz çiçeklerinin (cherry blossom) açtığı bir haftalık dönem. Bunlar meyve veren kiraz degil. Çiçekleri kiraz rengi olduğu için öyle denmiş. Sakura aslında bir festival, bayram dönemi. Bir hafta çalışmıyorlar. İş adamları toplantılarını bu ağaçların altında yapıyor. Ağaçların altında yer kapmak yetenek gerektiriyor. Ya da çömez bir çalışanı geceden gönderiyorlar. Yeryüzünde cenneti görmek için Sakura dönemi iyi bir alternatif. Ama Sakura kadar popüler bir dönem daha var

SONBAHAR ‘KOYO’
Koyo yani Sonbahar ise Kasım ayının son haftalarına gelen bir dönem. Japonya parkları, bahçeleri, doğasıyla meşhur bir ülke. Japon bahçeleri, içindeki şelaleler, göletler dillere destan. Kızaran ve sararan yaprakların binbir tonunu görmek ve fotoğraflamak için Sakura ile eşit derecede güzel bir dönem. Bu ülke insanı profesyonel fotoğrafçı yapıyor. Gözünüzün gördüğünü ayarlayıp deklanşöre basın yeter.

PİJAMADAN MİKRODALGAYA
Ülkemizde binlerce lira vererek kalabildiğiniz çok yıldızlı oteller bile oradaki en basit Şehir otelinin konforunu yakalayamıyor. Kaldığımız bütün otel odalarında büyük boy kozmetik ürünler, terlik, pijama, hijyen ürünleri, su ısıtıcısı, sınırsız su, buz, çay, kahve, kesilmeyen Wi-Fi, terlik, ayakkabı cilası, çalar saat, mikrodalga, içi boş buzdolabı, kuru temizlemede yapabilen kurutmalı çamaşır makinası ve press ütü, baş ucunuzdan bir tuşla kumanda edebildiğiniz aydınlatma sistemi ve en önemlisi yardımsever güleryüzlü personel vardı.

TAPINAKLAR BAŞKENTİ
Başkent Tokyo yaklaşık 38 milyon nüfusuyla dünyanın en büyük kenti. Tokyo’ya ayak basar basmaz anlaşabilme konusunda endişe etmememiz gerektiğini hissettirdiği için rahatladık. Havaalanından başlıyarak tren, metro istasyonları turistik yerlerde İngilizce levhalar, açıklamalar vardı. Japonların çogu yabancı dil bilmiyor ama çok hoşgörülü, nazik ve yardımsever. Bir adress sorduğunuzda dil bilmese bile önünüze düşüp sizi götürüyor. Market alışverişinde sorduğum şeyi bilemediği için yere oturup, kafasına vuran Japon gördüm.

HER JAPON ‘ŞİNTO’ DOĞUYOR
Tokyo’da 80 bin tapınak var. Hepsini gezmeye ömür yetmez. Zaten birkaç tapınak ziyaretinden sonra sıkılmaya başlıyorsunuz. En bilinenleri; Meiji jingu, Sensoji ve Zozoji.
Devlet dini Budizm. Milli din Şinto. Japonlar Şinto olarak doğuyor. Budist ve Şinto tapınakları var. Tanrılarına KAMİ, Tapınaklarına KAMİDANA deniyor. Kutsal kitapları yok, Ahlak öğretisi yok, çan, ezan, hazan yok; kişinin özgür iradesi ve saflık var.

Birkaç tapınak ziyaretinden sonra Şehiri yaşamak istiyorsunuz. Tokyo’yu yüksekten seyretmek için birçok seçenek mevcut. Bunlardan en bilineni 333 metrelik uzunluğuyla Tokyo Tower. Daha da yüksekten izlemek isteyenler ise 634 metrelik uzunluğa sahip Tokyo Skytree’yi ziyaret edebilir. Ama 451 metreye kadar çıkılabiliyor. Tokyoda mutlaka görülmesi gereken diger yerler; Tokyo imparatorluk sarayı, Tokyo ulusal müzesi, Akihabara electrik town, Tsukiji balık pazarı, Meiji tapınagı, Sensoji tapınağı, Ueno park, Yoyogi park, Ginza bölgesi, Takashita caddesi, Odaiba, Harajaku, Kabukicho, Shibuya -Hatchiko sadık köpek heykeli.

DÜNYANIN EN GÜZEL ŞEHRİ
Japonya’da ikinci durağımız olan Kyoto’ya son derece konforlu hızlı tren Shinkansen ile geçtik. Hızlı trende uçak gibi ücretli yiyecek içecek servisi var. Tartışmaşız dünyanın en güzel şehri Kyoto. Modern ile gelenekselin uyum içinde yaşadıgı ender yerlerden. Kendinizi bir film platosunda hissediyorsunuz. Tokyonun karmaşasından sonra ruhunuza çok iyi geliyor. Sadece 1.5 milyon insan yaşıyor bu cennet şehirde. Japonya’nın eski başkent olan Kyoto, İkinci Dünya Savaşı’nda güzelliği nedeniyle bombalanmayan tek japon kentiymiş. 2000 tapınak bulunan Kyoto’da 17 bölge UNESCO dünya mirası listesine girmeyi başarmış. Kyoto imparatorluk sarayı, Filozof yolu, Nichiki market, Ulusal müze, Arashiyama bambu ormanı ve Gion bölgesi mutlaka gezilmeli.

PİRİNÇ UNUYLA MAKYAJ
Gion bölgesi beni en çok etkileyen yer oldu. ‘Bir Geyşanın Anıları’ kitabını okuyan ya da filmini izleyen birinin Gion sokaklarında aniden önünüze çıkıveren bir Geyşayı görüp heyecanlanmaması mümkün değil. Geyşalık apayrı bir kültür. Japon toplumunun en konuşulmayan gizemli hizmet sektörü. Fakir ailelerin erkek çocukları pirinç tarlalarında çalıştırılırken, kızlar eğitim görmesi için 8-10 yaşlarında bir Geyşanın yanına veriliyor.Stajyer Geyşaya ‘Maiko’ deniliyor. Maikolar müzik, şiir, fıkra anlatma, meze hazırlama, içki sunma gibi alanlarda eğitim görüyor. Maiko, Geyşa olmaya hazır olduğunda Geyşa mahallesinde ilan veriliyor. Açık artırmayla en yüksek fiyatı veren kişi Mizuaga denilen törenle kızın bekaretini bozuyor. Sanılanın aksine Maikolar bu töreni dört gözle bekliyor ama malesef paranın büyük bir kısmı onu yetiştiren Geyşaya gidiyor. Daha sonra her Geyşanın koruyucu bir hamisi oluyor ama çalıştıkları süre içinde evlenmeleri yasak. Geyşalığı bırakıp müşterileriyle evlenen Geyşalar da var. Pirinç unuyla makyaj yapıp, saçları bozulmasın diye özel uyuma tahtalarında uyuyorlar. Velhasıl Geyşalık zor zanaat…

GEYŞA GİBİ GÖRÜNMEK 1 GÜN SÜRÜYOR
Kimonoyla poz vermek, kısa bir sürede olsa Geyşa, ya da geleneksel Japon kadını olmak istiyorsanız bunun için büyük bir sektör oluşmuş Kyoto’da. Tapınak ziyaretlerinden önce gidiliyor bu merkezlere. İçinde kuaför, makjaj bölümleri, binlerce çeşit Kimono ve aksesuarların olduğu devasa mağazalar bunlar. İçeri üstünüzdeki kıyafetlerle girip, geleneksel japon kadını olarak çıkıyorsunuz. Bu ritüel çok uzun sürüyor. Bir tam gün ayırmanız gerek. Bir de tapınaklara bu kıyafetler ve çorap üzerine giydiginiz tahta parmak arası terliklerle yürümeniz gerekiyor. Arashiyama Bambu Ormanı’na gelince oranın duygusu tarif edilemez, yaşanır. Mutsuz olduğum anlarda gözlerimi kapayıp orada olduğum anı hatırlayınca her şey siliniyor…

JAPON TUVALETLERİ
Her zaman inandığım bir şey vardır, eğer bir ülke hijyen ve tuvalet sorununu çözmüş ve bunu her vatandaşı için erişilebilir hale getirdiyse o ülke medeni bir ülkedir. Japonya’da genel tuvaletler ücretsiz ve üstelik pırıl pırıl. Tuvaletleri standart hale getirmişler. Tuvalet klozetleri ısıtmalı, yanınızdaki paneldeki düğmeleri çözmek ise birkaç dakikanızı alıyor.. El değmeden hijyen için suyun basıncını ve yönünü ayarlayabiliyorsunuz. Buhar kurutmalı olanları da var. Her tuvalette sıvı, köpük sabun, kağıt el havlusu, el kurutucusu ve dezenfektan var. Kafelere elinizi kolunuzu sallaya sallaya girip tuvaletlerini kullanabiliyorsunuz. Her yer o kadar temiz ve hijyenik ki, ufacık bir kağıt parçası düşse alma ihtiyacı hissediyorsunuz. Restoran tuvaletlerinin hemen hemen hepsinde tek kullanımlık diş fırçası, macunu, ağız gargarası ve deodorant var. Aseton, pamuk, oje olanları gördüm ama kimse ihtiyacından fazlasını alıp çantasına atmıyor.

OTOMATLAR
Japonya otomatlar ülkesi.Her 10-15 metrede bir otomat var.İhtiyacınız olan her şeyi bu otomatlara para atarak karşılayabilirsiniz. Aklınıza ne gelirse, iç çamaşırı, yiyecek, içecek, oyuncak vs… Sokağa çıkarken neyi alacağınızı düşünmeniz, çantanızda taşımanız gerekmiyor. Otomatlardan şemsiye bile kiralanabiliyor…

HAYVAN CAFELER
Sokaklarda ilk dikkatinizi çeken kedi, köpek olmaması. Japonya’da Hayvan Cafeler var.Hangi hayvanı sevmek istiyorsanız o cafeye gidiyorsunuz. Kedi, Köpek, Baykuş, Tavşan, Sürüngen cafeler çok yaygın. Bu cafelere giriş ücretli. Turistler en çok kedi cafeleri tercih ediyor. Japonya çok steril bir ülke ama bu kafelere girerken daha titiz davranıyorlar. Ayakkabılarınızı çıkarmak ve ellerinizi steril etmek zorundasınız.

SAHTE YEMEK SANATI
Restoranlar küçük ve ziyaretçiler japon yemeklerine aşina olmayınca sunulan tabakların bire bir plastik kopyalarını yapıp, numara ve fiyatlarıyla vitrine koymuş restoranlar. O kadar gerçekçi ki hemen alıp yemek istiyorsunuz. Zaten Japon menülerini okuyamadığınız için çok pratik. Vitrinden göstermeniz ya da numarasını söylemek yeterli oluyor. Üzerindeki maydanoza kadar birebir aynısı geliyor. Yapımlarında eskiden balmumu kullanılırken, şimdi plastik ve silikon kullanılıyor. Bu aslında çok uğraş gerektiren bir sanat. Bir tabak yemeğin gerçekçi kopyası yüzlerce dolara mal oluyor. Bu da restoranlar için büyük maliyet. Ama onunda çaresini bulmuşlar yıllık 50 dolara kiralayabiliyorlar bu maketleri.

DÜNYA GASTRONOMİ BAŞKENTİ
Japon mutfağını Sushi ile sınırlayanlar çok yanılıyor. Mükemmelliyetçilik Japonların genlerinde var. Yemek çeşitliği, lezzet ve sunumların güzelliği büyülüyor. Önünüze gelen tabağı bozmaya kıyamıyorsunuz ve insan aklının detaycılığına hayran kalıyorsunuz. Japonya’da kötü birşey yemek olasılığı yok gibi. Sadece Tokyo’da 13 Michelin Yıldızlı restoran var. Michelin yıldızı almak için mükemmelliyetçilik ve bunun sürdürebilir olması gerekiyor.

SAKE DEĞİL VİSKİ ÇEKİYOR
Japonya’nın milli içkisi Sake (pirinç rakısı) olsa da Japon Malt viskileri İskoç viskilerinin tahtını sarsıyor. Tokyo’daki dünyaca ünlü viski barları, viski tutkunlarını Japonya’ya çekiyor. Japonya tarihi, kültürü, gelenekleri, insanı, doğası ve sanatıyla bir gezi yazısına sığmayacak, tek bir seyahatle keşfedilemeyecek derinlikte bir ülke. Bazen keşke Japon doğsaydım dedirtecek kadar da güzel… Organize bir turla gitmenize gerek yok, alın sırt çantanızı gidin. İhtiyacınız olan herşey orada var, pijama dahil. Üstelik ücretsiz…

POPÜLER FOTO GALERİLER
POPÜLER VIDEO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.