Ülkemizde kamu yönetimi; hizmetlerin vatandaşa daha etkin ulaştırılması amacıyla; merkezi yönetim ve yerel yönetimler olarak ikiye ayrılmıştır.
Haber
21 Mart 2022 - Pazartesi 08:46 Bu haber 840 kez okundu
 
Ülkemizde kamu yönetimi; hizmetlerin vatandaşa daha etkin ulaştırılması amacıyla; merkezi yönetim ve yerel yönetimler olarak ikiye ayrılmıştır.
Ülkemizde kamu yönetimi; hizmetlerin vatandaşa daha etkin ulaştırılması amacıyla; merkezi yönetim ve yerel yönetimler olarak ikiye ayrılmıştır. Bu kapsamda belediyeler, vatandaşa en yakın olan ve toplumun en temel ihtiyaçlarını karşılayan demokratik hizmet kurumlarıdır. Belediyelerin idari ve mali açıdan güçlü olması, hizmetlerin de güçlendirilmesi anlamına gelecektir.
SİYASET Haberi
Ülkemizde kamu yönetimi; hizmetlerin vatandaşa daha etkin ulaştırılması amacıyla; merkezi yönetim ve yerel yönetimler olarak ikiye ayrılmıştır.

 

Ülkemizde kamu yönetimi; hizmetlerin vatandaşa daha etkin ulaştırılması amacıyla; merkezi yönetim ve yerel yönetimler olarak ikiye ayrılmıştır. Bu kapsamda belediyeler, vatandaşa en yakın olan ve toplumun en temel ihtiyaçlarını karşılayan demokratik hizmet kurumlarıdır. Belediyelerin idari ve mali açıdan güçlü olması, hizmetlerin de güçlendirilmesi anlamına gelecektir. Ancak ülkemizde 20 yıldır iktidarda olan anlayış, maalesef yerel yönetimlerin alanını daraltmış ve merkezi yönetime bağımlı hale getirmiştir. Yıllar içinde, belediyelerin pek çok yetki ve geliri ellerinden alınarak, merkezi yönetime aktarılmıştır. Belediye yasaları, günlük siyasi ihtiyaçlara göre onlarca kez değiştirilerek, adeta yamalı bohçaya çevrilmiştir. Artık yerel yönetimler, iktidarın artan baskıları ve mali zorluklar altında vatandaşa hizmet etme mücadelesi vermektir. Bu çarpık anlayışın kabul edilmesi mümkün değildir.

Belediyelerin gelirleri; genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylardan ve öz gelirlerinden oluşmaktadır. Belediyelerin, en önemli gelir kaynağı olan genel bütçe payları, 2012’den bu yana değişmemiştir. Belediyelerin öz gelirleri ise bu iktidar döneminde, yüzde 55’lerden yüzde 40’lara gerilemiştir. Yani yıllar içinde belediyelerin sorumluluk alanları genişlemiş ancak gelirlerinde hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Özellikle Covid-19 salgını süresinde ve ekonomik buhran şartlarında, vatandaşların belediyelerden beklentileri ve talepleri katbekat artmıştır. Siyasi iktidarın yoksulluğa mahkûm ettiği milyonlar, belediyelerden destek bekler hale gelmiştir. Ve bizim belediyelerimiz, bu zor günlerde hiçbir vatandaşımızı açta ve açıkta bırakmamak için tüm imkânlarıyla seferber olmuştur.

Belediyelerimiz, bazı büyük projelerini dahi erteleyerek, ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmuştur. Sadece Kara Kış Fonu kapsamında verilen destekler, yaklaşık 5 milyon aileye ulaşmıştır. Hal böyleyken, zaten var olan zorlukların üzerine bir de hayat pahalılığı, döviz kurlarındaki yükseliş ve temel girdi maliyetlerindeki artışlar eklenmiştir. Mevcut tabloya bakıldığında, belediyelerin geçen yılın sonunda hazırladığı 2022 yılı bütçeleri, şu an itibarıyla yüzde 30 oranında erimiş durumdadır. Anayasa’nın 127’inci maddesinde “mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir sağlanması gerektiği” vurgulanmaktadır. Bu kaynağı sağlayacak olan da yasama organıdır. Belediyelere, ihtiyaç duyduğu geliri sağlamamak, Anayasa’yı ihlal etmek anlamına gelecektir. Bu nedenle; belediyelerin kamu hizmetlerini herhangi bir aksamaya yol açmadan sürdürebilmesi, vatandaşlara; ucuz, etkin ve hızlı hizmet verebilmesi için, mali yapılarının güçlendirilmesi artık bir zorunluluk haline gelmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu amaçla, bazı acil önlemler içeren 8 maddelik kanun teklifimizi bugün TBMM Başkanlığı’na sunuyoruz. Kanun teklifimizde, öncelikle yerel yönetimlerin 2012’den bu yana değişmeyen genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları pay oranlarının yüzde 50 artırılmasını öneriyoruz. Ayrıca, belediyelere genel bütçeden ayrılan paylara bazı ÖTV gelirleri dahil değildir. Merkezi yönetim bu gelirlerin tamamını kendi bütçesine almaktadır. Bu adaletsizliği ortadan kaldıracak bir düzenlemeyi de kanun teklifimizde öneriyoruz. Belediyelerin, gelir açısından merkezi yönetime mahkûm olmaması için, öz gelirlerinin artırılması şarttır.

Bu kapsamda; belediyeleri ilgilendiren bazı vergilerin, belediyeler tarafından toplanmasını gerekli görüyoruz. Örneğin; şehir içi ulaşım hizmetlerinden sorumlu olan belediyelere, Motorlu Taşıtlar Vergisi’nden pay verilmemesi tam bir garabettir. Trafiğin tüm yükünü belediyeler çekerken, vergiyi merkezi yönetimin alması açık bir adaletsizliktir. Aynı konu; partimizin tüm itirazlarına rağmen Meclis’ten geçirilen ve 2023’te yürürlüğe girecek olan Konaklama Vergisi için de geçerlidir. Özellikle turizm bölgesindeki belediyeler, yıl boyunca kendi yerleşik nüfusundan katbekat fazla yerli-yabancı turist ağırlamaktadır.

Bu nüfus artışının yükü belediyelerin omuzlarındadır. Ancak Konaklama Vergisi’nden belediyelere hiçbir gelir öngörülmemiştir. Bu nedenle; kanun teklifimizde; Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin yüzde 20’sinin belediyelere ayrılmasını ve Konaklama Vergisi’nin belediyeler tarafından tahsil edilmesini öneriyoruz. Belediyeler düzenli olarak Kalkınma Ajanslarına pay ödüyor. Ancak siyasi iktidarın arka bahçesi haline gelen Kalkınma Ajansları, özellikle muhalefet belediyelerine hiçbir katkı sağlamıyor. Parayı belediyeler ödüyor, sefasını sadece belli kesimler sürüyor. Kanun teklifimizde, belediyelerin Kalkınma Ajanslarına pay ödeme mecburiyetini de ortadan kaldırıyoruz.

Akaryakıt, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında tarihte görülmemiş zamlar yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Belediyeler kâr amacı gütmeden toplu taşıma hizmeti veriyor, içme suyu temin ediyor ve ucuza ekmek üretiyor. Ancak örneğin elektrik tarifesinde belediyeler “Ticarethane” olarak görülüyor. Bu zor dönemlerde halka hizmet eden belediyeleri “ticarethane” olarak görmek, bir siyaset ayıbıdır. Bu da yetmiyor, hala belediyelerin kullandığı akaryakıttan, elektrikten ve doğalgazdan vergi alınıyor. Böyle olunca enerji fiyatlarındaki artışlar, belediye hizmetlerine, yani vatandaşa yansıyor. Biz iktidara diyoruz ki; belediyelerin vatandaşa ucuz hizmet vermesine engel olmayın, bunun önünü açın. Ve kanun teklifimizde; Belediyelerin kullandığı akaryakıttan KDV-ÖTV alınmamasını, elektrikte “ticarethane” ayıbına son verilerek avantajlı bir tarifeye geçilmesini öneriyoruz. Bununla birlikte elektrik ve doğal gaz kullanımında da KDV’nin yüzde 1’e düşürülmesini talep ediyoruz. Kanun teklifimizdeki düzenlemeler özetle bu şekildedir.

Esasen, ülkemizdeki belediye yasaları sil baştan ele alınmalı, güçlü ve demokratik yerel yönetimler için yeni bir merkez-yerel dengesi kurulmalıdır. Bu konuda da yürüttüğümüz Yerel Yönetim Reformu çalışmaları devam etmektedir. Bu kanun teklifimizde sadece yerel yönetimler için birtakım acil, gelir artırıcı düzenlemeler önerilmektedir.

Yani meramımız şudur: Belediyelerin gelirleri, yaptıkları işle doğru orantılı olarak artırılmalıdır. Bu önerileri dikkate almayan siyasi iktidar, hem Anayasa’ya hem de vatandaşın çıkarlarına aykırı davranmış olacaktır.

Siyasi iktidar, muhalefet belediyeleri üzerinde, tarihte görülmemiş baskılar kuruyor ve tüm kamu kaynaklarını belediyelerimize kapatıyor. Sadece birkaç örnek verecek olursak; Belediyelerin bankası olan İLBANK, bizim belediyelerimize bırakın kredi vermeyi, teminat mektubu dahi vermiyor. İLBANK’ın kaynakları, sadece Cumhur İttifakı’na aktarılıyor. Kamu bankaları, belediyelerimize kredi vermiyor.

Belediyelerimiz yurt dışından kredi bulduğunda da Erdoğan’ın engeline takılıyor. Şu anda 4 büyükşehir belediyemizin 20 milyar lirayı aşan kredileri, 1 yıldan fazladır, Saray’da imza bekliyor. Çevre Bakanlığı başta olmak üzere tüm Bakanlıkların araç ve nakdi yardımları Cumhur İttifakı belediyelerine aktarılıyor. Yine Türkiye Belediyeler Birliği, bizim belediyelerimizden kesilen paralarla, iktidar belediyelerine destek veriyor. Biz, bunların hepsini tek tek belgeleriyle ortaya çıkararak, milletimizin takdirine sunuyoruz.

Ancak biz tüm bu haksızlıklara rağmen, kendi belediyelerimiz için bir ayrıcalık istemiyoruz. Hangi partiden olursa olsun tüm belediyelerin güçlendirilmesini savunuyoruz. Çünkü bu işin siyasi partisi yoktur ve tüm belediyelerin sorunları ortaktır.

İktidara seslenmek isterim: Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, halkımızın ucuza ekmek almasını istiyoruz, buna engel olmayın. Biz milletimizin toplu ulaşımı ucuza kullanmasını istiyoruz, bunun önünü kesmeyin. Biz vatandaşımızın evine ucuz içme suyu verilmesini istiyoruz, buna mani olmayın. Şunu unutmayın: Maliyetleri artırırsanız, belediyeleri değil vatandaşı cezalandırırsınız.

Bir kez daha ifade ediyorum: Bu kanun teklifinin reddedilmesi durumunda, halka yansıyacak maliyetlerin tek sorumlusu iktidar olacaktır. Çünkü yerel yönetimlere zarar vermek, vatandaşa zulmetmektir.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Ülkemizde, kamu, yönetimi;, hizmetlerin, vatandaşa, daha, etkin, ulaştırılması, amacıyla;, merkezi, yönetim, ve, yerel, yönetimler, olarak, ikiye, ayrılmıştır., ,
Yorumlar
Haber Yazılımı