Yerelin Sesi

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri

Bu Dünyadan Nazım Geçti

Bu Dünyadan Nazım Geçti
590 views
03 Haziran 2019 - 10:09

Nazım Hikmet Ran 1902 yılında Selanik’te doğdu. 61 yıllık hayatının 17 yılını hapiste çok daha fazlasını da memleketinden uzakta geçirmek zorunda kaldı. 17 yıllık mahpusluk yaşantısına Rize’nin Hopa ilçesinde başladı.

Türk ve Dünya Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Nazım Hikmet vefatının 56. yılında anılıyor. Nazım Hikmet’in dedesinden etkilenerek başladığı şiir yaşamı, uluslararası üne kavuşan bir şairi ortaya çıkardı. Şair, yazar Nazım Hikmet yaşamının ilk yıllarını ve şiire nasıl başladığını şu sözleriyle anlatıyor:

“Ben 1902 yılında, 20 Ocak’ta Selanik’te doğdum. Dedem valiydi, şiirle ilgilenirdi. Annem ressamdı, birkaç yabancı dil bilirdi. Babam önce elçilik, daha sonra üst düzey memurluk yaptı. İlk şiirimi 13 yaşındayken yazdım. Bir yangını anlatıyordu. Ailem benim harika bir çocuk olduğuma karar vermiş ve şiir yazmamı telkin etmeye başlamıştı. 15 yaşında bahriye okuluna verdiler. Deniz subayı yapmak istiyorlardı beni. Okuduğum sınıf ikiye ayrılmıştı. Bir kısmı sporla, diğeri şiirle uğraşıyordu. Ben şairler tarafına düştüm. Okulda bize tarih ve edebiyat derslerini ünlü Türk şairi Yahya Kemal veriyordu. Kedimi anlatan bir şiir yazmıştım. Yahya Kemal, şiirimi okuduktan sonra kedimi getirmemi söyledi. Tüyleri dökülmüş, çelimsiz bir kediydi. Yahya Kemal o zaman bana ‘Bu kadar allayıp pullayabildiğine göre, senden kesin şair olur.’ demişti. 16 yaşındayken Yeni Mecmua’da ‘Servilikler’ adlı şiirim yayınlandı. Bu şiir herkes tarafından beğenilmişti. 17 yaşında artık yazdıklarım ciddi ciddi basılıyordu.”

‘Okuyucum bende bütün duygularının ifadesini bulabilsin’

Serbest şiirin öncüsü olan Nazım; bu konuda Türk şiirinin ilk örneklerini verdi. Serbest şiir yazmasından ötürü eleştirilen Hikmet makalesinde bu konuyla ilgili bir yazı kaleme aldı. “Kafiyeli, vezinli şiir yazılmaz diyenler de kafiyesiz, vezinsiz şiir yazılmaz diyenler de dar kafalıdır. Şiir öyle de yazılır, böyle de. Ben şimdi bütün şekillerden yararlanıyorum. Halk edebiyatı vezninde de yazıyorum, kafiyeli de yazıyorum. Tersini de yapıyorum. En sade konuşma diliyle kafiyesiz, vezinsiz şiir de yazıyorum. Sevdadan da barıştan da inkılaptan da hayattan da ölümden de sevinçten de kederden de umuttan da umutsuzluktan da söz ediyorum. İnsana has her şeyin şiirime de has olmasını istiyorum. İstiyorum ki okuyucum bende bütün duygularının ifadesini bulabilsin.”

Uluslararası Barış Ödülü

Toplumcu gerçekçi şiir anlayışını benimseyen Nazım Hikmet kendisini ‘sosyalist şair’ olarak tanımladı. Eserleri birçok dile çevrilen şaire Dünya Barış Konseyi tarafından Picasso, Paui Rubeson, Wanda Jakubuurska ve Pablo Neruda’yla birlikte “Uluslararası Barış Ödülü” verildi. Pablo Neruda usta şair hakkında: “Nazım’a sahip çıkın, biz onun yanında şair bile sayılmayız.” dedi.

2002 UNESCO tarafından ‘Nazım Yılı’ ilan edildi

Nazım Hikmet Ran’ın doğumunun 100. yılı dolayısıyla 2002 yılı UNESCO tarafından “Nazım Yılı” ilan edildi.

25 Temmuz 1951’de Bakanlar Kurulunca Türkiye vatandaşlığından çıkarılan Nazım Hikmet, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yeniden Türk vatandaşlığına kabul edildi. Eserleri 50’den fazla dile çevrilen şair, cezaevindeyken, İbrahim Sabri ve Mazhar Lütfi takma adlarının yanında imzasız olarak bazı şiirlerini okuyucuyla buluşturdu, 1949’da ise Ahmet Oğuz Saruhan adıyla “La Fontaine’den Masallar” isimli kitabını çıkarttı.

Ölümünden bu yana 56 yıl geçen usta şair Moskova Novodeviçi Mezarlığı’nda Abidin Dino’nun işlediği mezar taşının altında yatıyor.

POPÜLER FOTO GALERİLER
POPÜLER VIDEO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.